8 Haziran 2026 Pazartesi

Nazım Hikmet’in Şiiri “Davet’ Hayat Buldu-Yılmaz Parlar


 

  Nazım Hikmet’in Şiiri “Davet’ Hayat Buldu

Türkçenin Evrensel Şairi Nazım Hikmet, Mersin'de Müzikle Yeniden Hayat Buldu

Dünya Edebiyatının Zirvesindeki Bir İsim, Nazım Hikmet

Türk şiirinin evrensel sesi, çağdaş edebiyatın öncülerinden Nazım Hikmet Ran, yalnızca Türkiye'nin değil dünya edebiyatının da en büyük şairleri arasında gösteriliyor.

Eserleri onlarca dile çevrilen, şiirleri dünyanın dört bir yanında okunan büyük usta; Türkçeyi en etkili, en estetik ve en güçlü kullanan edebiyatçılardan biri olarak kabul ediliyor.

Onun dizeleri, aradan geçen yıllara rağmen insanlığa, özgürlüğe, kardeşliğe ve umuda ışık tutmaya devam ediyor.

Çok Yönlü Sanatçı Boğaç Yüzgül'den Nazım Hikmet'e Saygı Duruşu

Nazım Hikmet'in yakın akrabası olan ve çağdaş Türk şiirinin dikkat çeken temsilcileri arasında gösterilen Boğaç Yüzgül, bu kez şair kimliğinin yanı sıra besteci ve yorumcu yönüyle sanatseverlerin karşısına çıktı.

Yıllarca gazetecilik alanında önemli başarılara imza atan, kültür-sanat dünyasının yakından tanıdığı isimlerden biri olan Yüzgül; şiirden müziğe, sahne sanatlarından edebiyata kadar uzanan çok yönlü sanat anlayışıyla dikkat çekiyor.

Opera eğitimi almış olması sayesinde klasik müzikten halk müziğine, rock'tan caz ve pop müziğe kadar geniş bir yelpazede yorum yapabilen sanatçı, farklı disiplinleri bir araya getiren üretimleriyle öne çıkıyor.

Sanat çevreleri tarafından "şiiri müziğe dönüştüren güçlü yorumculardan biri" olarak değerlendirilen Boğaç Yüzgül, Nazım Hikmet'in ölümsüz eserlerinden "Davet" şiirini besteleyerek anlamlı bir projeye imza attı.

"Davet" Şiiri İlk Kez Mersin'de Şarkı Olarak Seslendirildi

Sözleri Nazım Hikmet'e ait olan "Davet" şiiri, Boğaç Yüzgül tarafından bestelenirken, müzikal düzenleme ise eşi Sinem Elgün Yüzgül tarafından gerçekleştirildi.

Eseri seslendiren isimler de yine Sinem & Boğaç Yüzgül çifti oldu. Şarkının ilk canlı performansı, Mersin'in önemli kültür ve sanat mekânlarından Marina Dxarmonya Bar'da gerçekleştirildi. Dinleyiciler tarafından büyük ilgi gören eser, güçlü sözleri ve etkileyici yorumu ile uzun süre alkışlandı.

https://www.youtube.com/watch?v=SDOh7WOlPwg

Sanat ve Edebiyatın Güçlü Buluşması

Nazım Hikmet'in insanlık, özgürlük ve kardeşlik ideallerini yansıtan unutulmaz dizeleri, Boğaç Yüzgül'ün bestesiyle yeni bir sanatsal boyut kazandı. Şiirin ruhuna sadık kalınarak hazırlanan çalışma, hem edebiyat hem de müzik dünyasında dikkat çekici bir proje olarak değerlendiriliyor.

Yakın zamanda BYMP etiketiyle yayımlanması planlanan eser, Nazım Hikmet'in ölümsüz mirasını yeni nesillere ulaştırmayı hedefliyor.

Özgürlüğün ve Kardeşliğin Çağrısı, Davet

Nazım Hikmet'in yıllara meydan okuyan dizeleri bugün de aynı heyecanla yankılanıyor:

"Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim..."

Bu ölümsüz çağrı, şimdi Boğaç ve Sinem Yüzgül'ün yorumuyla yeniden hayat buluyor ve dinleyicileri özgürlük, dayanışma ve insanlık ortak paydasında buluşturuyor.

yilmazparlar@yahoo.com

Nazım Hikmet's "Invitation" Poem Comes to Life

Nazım Hikmet, the Universal Poet of the Turkish Language, Reborn Through Music in Mersin

Nazım Hikmet: A Giant of World Literature

The universal voice of Turkish poetry and one of the pioneers of modern literature, Nazım Hikmet Ran is widely regarded as one of the greatest poets not only of Türkiye but of world literature. His works have been translated into dozens of languages, and his poems continue to be read across the globe.

Celebrated as one of the most powerful, elegant, and influential masters of the Turkish language, Nazım Hikmet's verses continue to inspire humanity, freedom, brotherhood, and hope decades after they were written.

A Tribute to Nazım Hikmet by Multifaceted Artist Boğaç Yüzgül

Boğaç Yüzgül, a close relative of Nazım Hikmet and one of the distinguished voices of contemporary Turkish poetry, has now stepped into the spotlight not only as a poet but also as a composer and performer.

Known for his successful career in journalism and respected throughout Türkiye's cultural and artistic circles, Yüzgül stands out with a versatile artistic vision spanning poetry, music, literature, and the performing arts.

Having received formal opera training, he possesses the rare ability to interpret a wide range of musical genres, from classical and folk music to rock, jazz, and pop. His work successfully bridges different artistic disciplines, earning admiration from audiences and critics alike.

Often described by art circles as "one of the strongest artists capable of transforming poetry into music," Boğaç Yüzgül has now created a meaningful project by composing Nazım Hikmet's immortal poem "Invitation" ("Davet").

"Invitation" Performed as a Song for the First Time in Mersin

The lyrics of "Invitation" belong to Nazım Hikmet, while the music was composed by Boğaç Yüzgül. The musical arrangement was created by his wife, Sinem Elgün Yüzgül.

The piece was performed by the Sinem & Boğaç Yüzgül duo, with its premiere taking place at Marina Dxarmonya Bar, one of Mersin's notable cultural and artistic venues. The audience responded with great enthusiasm, applauding the work for its powerful lyrics and compelling interpretation.

A Powerful Meeting of Literature and Music

Nazım Hikmet's unforgettable lines reflecting ideals of humanity, freedom, and brotherhood have gained a new artistic dimension through Boğaç Yüzgül's composition.

Remaining faithful to the spirit of the original poem, the project has already attracted attention as a remarkable collaboration between literature and music.

Scheduled for release soon under the BYMP label, the work aims to introduce Nazım Hikmet's timeless legacy to new generations.

The Call of Freedom and Brotherhood, Invitation

Nazım Hikmet's enduring words continue to resonate with the same passion today:

"Stretching from distant Asia to the Mediterranean like the head of a mare at full gallop, this country is ours.

With bleeding wrists, clenched teeth, bare feet, and soil resembling a silk carpet, this hell, this paradise is ours.

Let the doors of oppression be closed forever; abolish man's servitude to man—this invitation is ours.

To live like a tree, free and solitary, and like a forest in brotherhood—this longing is ours."

Today, this immortal call finds new life through the interpretation of Boğaç and Sinem Yüzgül, bringing listeners together around the universal values of freedom, solidarity, and humanity.


yilmazparlar@yahoo.com

4 Mayıs 2026 Pazartesi

Siyasette Kıskançlık Sendromu -Yılmaz Parlar


 

 

 Siyasette Kıskançlık Sendromu

Saha Odaklı Siyaset Tarzıyla Ümit Özdağ Neden Kıskanılıyor?

“Baş” ile “Kelle” Arasındaki Fark

Kıskancın Başı Değil Kellesi Vardır.

Başda Beyin Bulunduğu İçin Güler

Kellenin Beyni Satıldığı İçin Sırıtır

Algı ile akıl arasındaki mücadele derinleşirken, siyaset sahnesinde “düşünenler” ile “tepki verenler” arasındaki ayrım giderek belirginleşiyor.

Siyasi Bağlam

Ümit Özdağ ve Zafer Partisi etrafında oluşan tartışmalar da bu çerçevede değerlendirilebilir.

Destekleyenler, bunu bir “alternatif üretme çabası” olarak görürken, karşıt görüşler çoğu zaman eleştiriden çok tepki üretme eğiliminde kalıyor.

Burada dikkat çeken nokta şu, Eleştiri ile kıskançlık arasındaki çizgi giderek bulanıklaşıyor.

Siyaset sadece projelerin değil, aynı zamanda psikolojilerin de yarıştığı bir alan.

Saha Odaklı Siyaset Tarzı

Saha Odaklı Siyaset Tarzı Ümit Özdağ Saha Verilerine Dayalı Siyaset Tarzı Olarak Değerlendiriliyor.

Son dönemde yaşanan tartışmalar, klasik bir gerçeği yeniden hatırlattı: Kıskançlık, çoğu zaman fikir üretiminin değil, fikir eksikliğinin sonucudur. “Kıskancın başı değil kellesi vardır” ifadesi, ilk bakışta sert bir söz gibi görünse de aslında günümüz siyasetinde yaşanan bir durumu oldukça net özetliyor.

Anadolu’yu karış karış gezerek esnafın, STK’ların ve yerel aktörlerin nabzını yerinde tutan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sahadan elde ettiği gözlemlerle Türkiye’nin gerçek gündemini analiz etmeye ve çözüm önerileri geliştirmeye devam ediyor.

Siyasi tartışmaların çoğu zaman ekranlar ve sosyal medya üzerinden yürüdüğü bir ortamda, Özdağ’ın doğrudan saha temasına dayalı politik dili, destekçileri tarafından “gerçekçilik ve veri temelli siyaset” olarak değerlendirilirken; eleştirel çevrelerin bir kısmı ise bu çıkışı farklı yorumlayabiliyor.

Ancak tüm bu farklı bakışlara rağmen, siyasette giderek daha belirgin hale gelen ayrım; sahaya inen, veri toplayan ve çözüm üreten yaklaşım ile yalnızca tepki ve algı üzerinden hareket eden siyasi refleksler arasındaki fark üzerinden şekilleniyor.

 Bu çerçevede Özdağ’ın saha odaklı siyaset tarzı, Türkiye’de siyasi tartışmaların yönünü belirleyen önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

Toplumu Yönlendiren Liderler

Toplumu yönlendiren liderler ile sadece tepkisel hareket eden aktörler arasındaki fark, burada ortaya çıkıyor.

Zihinle yaklaşan, Zihin İle Yaklaşım- Düşünür üretir, strateji kurar

Tepkiyle hareket eden, Sorgulamadan Tepki Verir, taklit eder, yönlendirilir

Bu ayrım yalnızca bireyler arasında değil, siyasi hareketler arasında da gözlemleniyor.

Toplumda iki yaklaşım öne çıkıyor; Analiz edenler ,Tepki verenler

Özellikle yükselen siyasi figürlere yönelik eleştirilerin büyük kısmı, çoğu zaman yapıcı olmaktan ziyade refleksif ve duygusal bir zeminde gerçekleşiyor.

Toplumda iki tip yaklaşım belirginleşiyor: Beyni olan güler: Olayları analiz eder, anlamlandırır ve sağduyu ile yaklaşır. Beynini satan sırıtır: İçeriği sorgulamaz, sadece görüntü verir.

Bu durum, sosyal medyada da açıkça görülüyor. Gerçek tartışmaların yerini çoğu zaman sloganlar, etiketler ve yüzeysel tepkiler alıyor.

Geniş Perspektif

Siyasetin sağlıklı ilerleyebilmesi için eleştiri şarttır. Ancak eleştiri; bilgiye, veriye ve akla dayanmadığında, yerini kolayca kıskançlık ve itibarsızlaştırma çabalarına bırakır. Bu da toplumsal tartışma kalitesini düşürür. Sonuç olarak mesele basit ama derin:

Siyasette asıl ayrım ideolojilerden önce zihniyetler arasında oluşuyor. Düşünenler ile tepki verenler… Gülenler ile sırıtmakla yetinenler… Ve belki de en önemlisi: Baş olanlar ile sadece kelle taşıyanlar arasında. “Beyni olan güler… Beynini satan sırıtır.”

yilmazparlar@yahoo.com

Jealousy Syndrome in Politics

Why is Ümit Özdağ envied for his field-oriented political style?

The Difference Between "Head” and "Skull”

The jealous person has not a "Head" but a "Skull”
Because the "Head” contains a brain, it laughs.
The "Skull” grins because its brain has been sold.

As the struggle between perception and intellect deepens, the distinction between “those who think” and “those who react” becomes increasingly evident on the political scene.

Political Context
The debates surrounding Ümit Özdağ and the Zafer Party can also be evaluated within this framework.

While supporters see this as “an effort to produce an alternative,” opposing views often tend to produce reactions rather than genuine criticism.

The noteworthy point here is that the line between criticism and jealousy is gradually blurring.

Politics is an arena not only of projects but also of psychologies.

Field-Oriented Political Style

Ümit Özdağ’s field-oriented political style is regarded as a style of politics based on field data.
Recent debates have reminded us of a classic truth: Jealousy is most often the result of a lack of ideas, not the production of ideas. The statement, “The jealous person has not a 'baş' but a 'kelle',” may seem harsh at first glance, but it actually summarizes a situation occurring in today's politics quite clearly.

Ümit Özdağ, the leader of the Zafer Party, who travels extensively across Anatolia, monitoring the pulse of tradesmen, NGOs, and local actors on the ground, continues to analyze Turkey's real agenda and develop solutions based on his field observations.

In an environment where political debates are often conducted through screens and social media, Özdağ's political language, based on direct field contact, is seen by his supporters as “realistic and data-driven politics,” while some critical circles interpret his stance differently.

Despite all these differing views, the distinction becoming increasingly evident in politics is shaped by the difference between an approach that goes into the field, collects data, and produces solutions, versus political reflexes that act solely through reaction and perception.

In this context, Özdağ's field-oriented political style stands out as one of the key topics shaping the direction of political debates in Turkey.

Leaders Who Guide Society
The difference between leaders who guide society and actors who merely react emerges here.

Those who approach with intellect Think, produce, strategize.

Those who act with reaction React without questioning, imitate, are directed.

This distinction is observed not only among individuals but also among political movements.

Two main approaches stand out in society: Those who analyze, and those who react.
Much of the criticism directed at rising political figures is often reflexive and emotional rather than constructive.

Two types of approaches are becoming evident in society:

Those who have a brain laugh

Analyze events, make sense of them, and approach with common sense.

Those who sell their brain grin Do not question the content, merely project an image.

This situation is clearly visible on social media. Genuine debates are often replaced by slogans, hashtags, and superficial reactions.

Broad Perspective
Criticism is essential for politics to progress healthily. However, when criticism is not based on knowledge, data, and reason, it easily gives way to jealousy and efforts to discredit. This reduces the quality of public debate.

In conclusion, the issue is simple yet profound:

The real divide in politics is occurring not between ideologies but between mentalities. Between those who think and those who react… Between those who laugh and those who merely grin… And perhaps most importantly: Between those who have a "head” and those who merely carry a "skull”

“Those who have a brain laugh… Those who sell their brain grin.”

yilmazparlar@yahoo.com

14 Şubat 2026 Cumartesi

Api House-Batum’da Doğanın Şifa Merkezi-Yılmaz Parlar


 

  

Api House – Endemik Bitkilerle Beslenen Arılardan Gelen Sağlık

Gürcistan’ın özerk bölgesi Acara’nın başkenti Batum’da, Charnali köyünde doğanın tam kalbinde kurulan Batum Api House, doğal tedavi yöntemlerine ilgi duyan yerli ve yabancı ziyaretçilerin yeni gözdesi oldu.

Batum gezisi sırasında bana rehberlik eden Kültür Danışmanı Meri Diasamidze’nin önderliğinde, Charnali’de bulunan Api House’u ziyaret ederek apiterapi deneyimini yerinde inceleme fırsatı bulduk.

Kurucusu Tariel Tevditze, dedelerinden miras aldığı arıcılık geleneğini modern apiterapi teknikleriyle birleştirerek bölgeye özgü “şifa evi” oluşturmuş durumda.

Arıların Gücüyle Şifa, Apiterapi Nedir?

Apiterapi; bal, propolis, arı sütü, perga (arı ekmeği), arı zehri ve bal mumu gibi arı ürünlerinin terapötik amaçla kullanıldığı tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olarak biliniyor. Batum Api House’da ise bu şifalı ürünler, özel olarak tasarlanmış “Apiterapi Evi” ve “Aeroterapi Odaları” ile ziyaretçilere sunuluyor.

Merkezde uygulanan apiterapi yöntemleri;

Bee air / kovan havası terapisi)Arı zehri uygulamalarıPropolis tedavileriKovan üstü terapisi ve aromaterapi şeklinde geniş bir yelpazeye ayrılıyor.

Hangi Hastalıklara İyi Geliyor? Uzmanlara Göre Apiterapinin Faydaları

Batum Api House’da uygulanan apiterapi, özellikle aşağıdaki rahatsızlıklarda destekleyici tedavi olarak öneriliyor:

Solunum Yolu Hastalıkları

Astım, Bronşit, Sinüzit, Alerjik rinit. Kovan havası terapisi, solunum yollarını açıcı etkisi nedeniyle özellikle sonbahar-kış döneminde yoğun ilgi görüyor.

Bağışıklık Sistemi Güçlendirme

Propolis, arı sütü ve perga; antibakteriyel, antiviral ve antifungal özellikleri ile vücut direncini artırıyor.

Kas–Eklem Ağrıları ve Romatizma

Arı zehri (apitoksin) uygulamaları, Romatoid artrit Fibromiyalji, Bel ve boyun fıtığı kaynaklı ağrılar
üzerinde rahatlatıcı etki sağlıyor.

Nörolojik Rahatsızlıklar

Bazı bilimsel çalışmalara göre apiterapi, Multiple Skleroz (MS), Nöropatik ağrı gibi hastalıkların semptomlarını azaltmada yardımcı olabiliyor.

Cilt Hastalıkları

Egzama, Sedef, Yara ve yanık iyileşmesi, Propolis ve bal bazlı kremler cilt yenileyici etkileriyle tercih ediliyor.

Stres, Depresyon ve Uyku Bozuklukları

Arı kovanında oluşan doğal vibrasyon ve aromatik hava, sinir sistemini sakinleştirici etkiyle anılıyor.

Batum Api House’un Sırrı

Endemik Bitkilerle Beslenen Kafkas Arıları

Api House’u benzerlerinden ayıran en önemli özellik, arıların beslendiği bölgenin zengin endemik bitki örtüsü.

Acara Dağları, yılın büyük bölümünde, Yalnızca Kafkasya’da yetişen şifalı çiçekler, romatik otlar, Nadir dağ florası ile kaplı durumda.

Bu bölgeden nektar toplayan arılar, yüksek antioksidanyüksek flavonoid ve zengin mineral içeriğine sahip bal, propolis ve polen üretiyor.

Uzmanlara göre endemik bitkilerden beslenen arıların ürünleri, Bağışıklık üzerinde daha güçlü etkiye sahipAnti-inflamatuvar yapısı daha belirginSolunum terapilerinde doğal bir iyileştiriciDolaşım ve sinir sistemi üzerinde daha etkili.

Bu nedenle Batum Api House’un apiterapi uygulamaları, standarda göre daha yüksek biyolojik değer sunuyor.

“Doğanın Eczanesini Arılarla İnsanlara Sunuyoruz”

Api House yetkilileri, merkezin felsefesini şu sözlerle özetliyor, “Biz sadece arı ürünleri sunmuyoruz;Kafkasya’nın bin bir çiçekten oluşan doğal eczanesini, arılar aracılığıyla insanlara ulaştırıyoruz.Amacımız modern tıbbın yerine geçmek değil; onu desteklemek ve doğal bir alternatif sunmaktır.”

Turistlerin Yeni Durağı, Şifa ve Doğa Deneyimi

Batum’u ziyaret eden turistler için Api House artık yeni bir çekim noktası. Doğal tedavilere ilgi duyan misafirler, hem arı kovanlarının yaydığı özel aromatik havayı soluyor, hem de doğal arı ürünlerini yerinde görerek tanıma fırsatı buluyor.

Charnali’nin temiz dağ havası ve doğal çevresiyle birleşen bu deneyim, bölgedeki “şifa turizmi”ni de güçlendiriyor.

yilmazparlar@yahoo.com

Nature’s Healing Center in Batumi
Api House – Health from Bees Nourished by Endemic Plants

Located in the heart of nature in Charnali village in Batumi, the capital of the Autonomous Republic of Adjara in Georgia, Batumi Api House has become a new favorite for both locals and tourists interested in natural healing methods.

During my trip to Batumi, under the guidance of Culture Consultant Meri Diasamidze, we visited the Api House in Charnali and had the opportunity to explore the apitherapy experience on-site.

Its founder, Tariel Tevditze, has combined the beekeeping tradition inherited from his ancestors with modern apitherapy techniques to create a unique “healing house” for the region.

Healing Power of Bees – What Is Apitherapy?

Apitherapy is known as a complementary treatment method that uses bee products such as honey, propolis, royal jelly, perga (bee bread), bee venom, and beeswax for therapeutic purposes. At Batumi Api House, these healing products are offered to visitors through specially designed Apitherapy Rooms and Aerotherapy Chambers.

The apitherapy methods practiced at the center include, Bee air / hive air therapyBee venom therapyPropolis treatments,   Hive-top therapy and aromatherapy

What Health Conditions Does It Support?

Expert-Approved Benefits of Apitherapy

Apitherapy at Batumi Api House is recommended as a supportive therapy particularly for the following conditions:

Respiratory Diseases

Asthma, Bronchitis, Sinusitis, Allergic rhinitis

Hive air therapy attracts great interest especially during autumn and winter due to its airway-opening effects.

Immune System Support

Propolis, royal jelly, and perga strengthen the immune system thanks to their antibacterial, antiviral, and antifungal properties.

Joint–Muscle Pain and Rheumatism

Bee venom (apitoxin) applications help relieve pain caused by

Rheumatoid arthritis, Fibromyalgia, Lumbar and cervical disc issues

Neurological Conditions

Some scientific studies indicate that apitherapy may help alleviate symptoms of Multiple Sclerosis (MS), Neuropathic pain

Skin Conditions

Eczema, psoriasis, wound and burn healing are supported by propolis- and honey-based creams due to their regenerative effects on the skin.

Stress, Depression and Sleep Disorders

Natural vibration and aromatic air in the bee hives are known for their calming influence on the nervous system.

The Secret of Batumi Api House

Caucasian Bees Fed by Endemic Mountain Flora**

The most distinctive feature of Api House is the rich endemic plant diversity that the bees feed on.

The Adjara Mountains are covered throughout most of the year with:

Medicinal flowers unique to the Caucasus, Aromatic herbs, Rare alpine flora

Bees collecting nectar from this region produce honey, propolis, and pollen with high antioxidant levelsrich flavonoids, and superior mineral content.

According to experts, bee products derived from endemic plants have:

A stronger effect on the immune system, More pronounced anti-inflammatory properties, Natural healing effects for respiratory therapies, Better support for circulatory and nervous systems

For this reason, apitherapy applications at Batumi Api House offer significantly higher biological value compared to standard products.

“We Deliver Nature’s Pharmacy to People Through Bees”

Officials at Api House summarize the center’s philosophy as follows:

“We do not simply offer bee products;
we bring the natural pharmacy of the Caucasus—formed by a thousand flowers—directly to people through the bees.
Our goal is not to replace modern medicine, but to support it with a natural alternative.”

A New Destination for Tourists – Healing and Nature in One Place

Api House has become a new attraction for visitors exploring Batumi. Those seeking natural therapies can inhale the special aromatic air released by the bee hives and experience authentic, natural bee products on-site.

This experience, enriched by Charnali’s fresh mountain air and pristine nature, strengthens the region's reputation in healing tourism.

yilmazparlar@yahoo.com 




#Batum,#ApiHouse,#Apiterapi,#ArıTerapisi,#Charnali,#Acarа,#Gürcistan,#DoğalTedavi,#KovanHavası,#ArıZehri,#Propolis,#ArıSütü,#Perga,#EndemikBitkiler,#ŞifaTurizmi,#Sağlık,#DoğalŞifa,#Arıcılık,#KafkasArısı,#BeeTherapy,#HoneyTherapy,#NaturalHealing,#Wellness,#HolistikSağlık,#BatumGezisi,#TravelGeorgia,#BeeAirTherapy,#BatumApiHouse,

#Batumi,#ApiHouse,#Apitherapy,#BeeTherapy,#Charnali,#Adjara,#Georgia,#NaturalHealing,#BeeAirTherapy,#BeeVenom,#Propolis,#RoyalJelly,#Perga,#CaucasianBee,#EndemicPlants,#HealingCenter,#HolisticWellness,#AlternativeTherapy,#HoneyTherapy,#WellnessTravel,#HealthTourism,#NatureTherapy,#MountainHerbs,#CaucasusNature,#BeeProducts,#NaturalMedicine,#OrganicHealing,#BeeAir,#BatumiTravel,

6 Şubat 2026 Cuma

EMİTT 2026'da Küba'nın Büyüleyici Cazibesi-Yılmaz Parlar


 

  

EMİTT 2026'da Küba'nın Büyüleyici Cazibesi ve Midyat'ın Tarihi Dokusu Seyahat Dünyasına Tanıtıldı

İstanbul Fuar Merkezi'nde 5-7 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenen EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, dünyanın dört bir yanından öne çıkan destinasyonları ağırladı. Fuarda, Küba'nın turizm potansiyeli ve Midyat'ın tarihi zenginliği dikkat çekti.

Küba, Kültür, Doğa ve Kolay Seyahatin Buluştuğu Cazibe

EMITT 2026'nın resmi katılımcılarından Küba, fuarda stratejik bir varlık gösterdi. Küba Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Raul Ernesto Madrigal Cardenas'ın katılımıyla düzenlenen standda, Küba Turizm Müşaviri Yanet Mora Ferguson, destinasyonun ayrıntılı bir sunumunu yaptı.

Mora Ferguson, "Küba, Karayipler'in en özgün ve popüler destinasyonlarından biridir. Tarih, cennet plajlar ve canlı kültürün karşı konulmaz birlikteliğini sunmaktadır" dedi. Sunumda Havana'nın kolonyal mimarisi, klasik arabaları ve müziği ile Türkiye bağlantısına (Atatürk anıtı ve İznik Vakfı duvar resmi) dikkat çekilirken; Varadero, Trinidad, Cienfuegos ve Santiago de Cuba gibi şehirlerin benzersiz özellikleri anlatıldı.

Küba standında, ziyaretçilere seyahati kolaylaştıran yenilikler de tanıtıldı:

Tamamen elektronik vize süreci (e-VisaCuba)

Alışveriş ve yakıt için "Tropical" kredi kartı

Ülkeye gitmeden alınabilen Cubaceltur SIM kartı hizmeti

Fuar, Küba'nın Avrupa, Asya ve Orta Doğu'daki seyahat acenteleri, DMC'ler ve tur operatörleriyle bağlantı kurmasına olanak sağladı. Çevre dostu girişimler ve özgün deneyimlerin öne çıkarıldığı görüşmelerde, başta Türkiye olmak üzere Balkan ülkelerindeki tur operatörleriyle ön anlaşmalar sağlandı.

Midyat, Taş Evler, Dar Sokaklar ve Kültürel Mirasın İzinde

Fuarın bir diğer öne çıkan katılımcısı ise Midyat Belediyesi oldu. Başkan Veysi Şahin'in öncülüğünde hazırlanan standda, ilçenin tarihi ve kültürel zenginliği vurgulandı.

Midyat'ın geleneksel taş evleri, dar sokakları ve zanaatkarlık geleneği fuar katılımcılarına aktarıldı. Belediyenin, tarihi dokuyu korumak için yürüttüğü restorasyon projeleri ve kentsel düzenleme çalışmalarına değinildi. Tarihi evlerin atölyelere dönüştürülerek kültürel mirasın yaşatıldığı bilgisi paylaşıldı.

Midyat Belediyesi'nin düzenlediği konser, sergi, festival gibi kültür-sanat etkinliklerinin yanı sıra, sosyal sorumluluk projeleri, çevre dostu girişimleri ve sürdürülebilir kalkınma çalışmaları da tanıtıldı. Bu çabaların, Midyat'ı Türkiye'nin önemli bir kültür merkezi haline getirdiğinin altı çizildi.

EMITT 2026, Küba'nın renkli ve hareketli dünyası ile Midyat'ın kadim ve sakin atmosferini seyahat profesyonelleri ve meraklılarıyla buluşturarak, iki benzersiz destinasyonun tanıtımına ev sahipliği yaptı.

yilmazparlar@yahoo.com